Cem Kocabaşa

Yelken Dolu Bir Hafta

Mükemmel bir tatil hayal etsem kesinlikle içinde yelkenli bir tekne olur. Üniversitenin yelken takımına (gerçi artık yelken kulübü oldu sanırım) başladığımdan beri kendimi ifade ederken “yelkenci” kelimesini de es geçmiyorum, tek sebebi çok sevmem.

Geçtiğimiz yaz üçüncü kez çok sevdiğim arkadaşlarımla yelken tatiline çıktım. Bir hafta, bir tekne. 7 kişi. Sayısız liman. Ekibimizde tekne tatili yapmamış insanlar da vardı. Bu yazımda hem daha önce tekne tatili yapamış insanların ne beklemesi gerektiğini anlatacağım hem de gezdiğimiz yerlerden ufak izlenimler paylaşacağım.

Yelken tatili, şu ana kadar en çok Karadeniz tatilimi hatırlatıyor. Trabzon’un Hayrat ilçesinin Hundez köyünde geçirdiğimiz yaklaşık 10 gün, şehir hayatından, konfordan uzak; doğayla ve arkadaşlarımla vakit geçirmiştim. Hem Hundez’de hem de yelken tatilinde arkadaşlarından sıkılınca, veya doğadan; gidecek bir yer, yapacak bir şey yok. Bununla yaşamak lazım. Beraberinde getirdiği dertler olsa da çok nadir kendimizi bir şeye bu kadar verme şansımız oluyor. Tekne yaklaşık 4-5 deniz mili, yani 8-10 kilometre hızla gidiyor. Bu da her akşam bir liman şehrine gitmeyi zorlaştırıyor. Yani Marmaris’ten çıktıktan sonra eğlence mekanları olan bir yere gidelim derseniz sanırım en yakın Datça olacak, orası da Marmaris’ten arabayla 1 saat sürse de tekneyle yaklaşık 2 güne denk geliyor. Ondan sonra en yakın durak Bodrum, sabah erken kalkılırsa akşama kadar seyir sonunda ulaşılabilir. Uzun lafın kısası küçük kasabalara ve yerleşim olmayan koylara gitmek durumundayız. Ama emin olun tadı zaten öyle çıkıyor.

Uygun bütçeli bir tatil olsun istediğimiz için genellikle 34-40 feet uzunluktaki, yani 10-12 metre uzunluktaki tekneleri tercih ediyoruz. Neye mi benziyor?

Aquamarine teknesi

Tekne içi düzen

Bu tarz teknelerin genellikle 3 adet kamarası oluyor: başta bir adet geniş, kıçta iki adet nispeten dar. Kıç kamaralardan biri de genellikle üstten basık oluyor. Yani yatağın üzerinde ayağa kalkmaya çalışsanız herhalde belinize kadar kalkabilirsiniz, belki o kadar bile değil.

Dışarıdan bakınca havuzlukta, teknenin üzerinde oturmak için kullandığımız alanda; açılır kapanır bir masa, oturaklar ve dümen bulunur. Ön taraf uzun ve düz olduğu için güneşlenme için tercih edilir, seyirlerde çok kullanılmaz.

İçeri girince ortada sizi mutfak ve salon alanı bekliyor. Kışın teknede konaklayan 6 kişi bu alanda yemek yiyebilsin diye tasarlanmış. Biraz sıkışık olacak ama neden olmasın. Koltukların çoğunun altı ve arkası depolama alanı. Mutfakta da iki gözlü bir ocak, minik bir buzdolabı, evlere alınan mini buzdolapları gibi; ve haliyle mutfak dolapları bulunuyor. Tekne boyuna göre 1 veya 2 adet tuvalet ve duş, 2. varsa genellikle baş kamara içinde oluyor.

Tekne içi çok verimli kullanılsın diye bir çok kapağın altı dolap olarak kullanılıyor. Aynı zamanda teknenin arıza durumunda müdahale şansı için bir çok erişim kapağı oluyor. Bir gezimizde birkaç arkadaş eşyalarını motorun yanına koymuş farketmeden. Biz motoru incelerken farkettik. Aynı hatayı yerdeki kapaklarda da yapmışlardı. O da teknenin sintinesiydi, yani içindeki eşyalar deniz suyuna maruz kalabilirdi.  Her kapağı da  dolap sanmamak lazım.

Sıradan bir gün

Önceki akşamın yorgunluğuna bağlı olmakla birlikte teknede geç kalkmayı becermek zor. Çünkü aydınlık ve sıcak sabahın ilk saatlerinde uyku kalitesini düşürüp yavaş yavaş uyandırmaya başlıyor. Güne suya atlayarak başlamak kadar güzel çok az his var. Serinleyip uyandıktan sonra konaklanan koydaki restoranda veya bizim tercihimiz teknede bir kahvaltı şahane oluyor. Kahvaltıda şu ana kadar yumurta, sucuk, krep gibi sıcaklar da yediğim oldu. Teknede olmak doyurucu bir kahvaltı zevkinin önüne geçmiyor kesinlikle.

Kahvaltıdan sonra günlük rota konuşulur ve yola çıkılır. Koyları temiz tutmak için bulaşık ve temizlik için açık denize çıkmak lazım. Çünkü koylarda akıntı olmaması o pisliğin sonraki gelenlere kalacağı anlamına geliyor. Biz genellikle kahvaltıdan sonra 1-2 saat seyir yapıp, bu sırada bulaşık ve temizliği halledip ardından bir deniz molası veriyoruz. Açık durumuna göre mini bir öğle yemeği deniz sonrasında güzel oluyor. Sonra da gün batmadan akşam kalacağımız yere gidiyoruz. Gün batımını koyda izlemek çok güzel oluyor. Ayrıca yanaşmak için aydınlık çok daha konforlu, özellikle ekip çok tecrübeli değilse.

Akşam için bağlandıktan sonra koydaki imkanlar geceyi belirliyor. Restoranda veya teknede akşam yemeği, varsa duş ve kesinlikle akşam yüzmesi… Özellikle ay çok yoksa yıldızları seyretmek, ve normalde çok göremediğimiz küçük sevimli arkadaşlarımız yakamozları ışıldatmak kesinlikle sıradan bir günün parçası olmalı.

Teknede kişisel hijyen

Bir önceki konuyu yazarken duşun bir imkan olduğunu hatırladım. Benim çıktığım teknelerin tamamında sıcak suyu da olan duş vardı. Sanırım bir veya iki kere kullandım. Genellikle yanaştığımız yerdeki duşları tercih ediyorum. Nispeten büyük ve konforlu oluyor.

Teknede tuvalet kullanımı da biraz sıra dışı. Çünkü tuvaletin sifonu el pompalı ve kolay tıkanıyor. Ben hiç problem yaşamadım. Ama insanlarda anında bir tedirginlik yaratıyor. Yine de bu zor konuları dile getirebileceğiniz bir arkadaş grubunda karşılıklı anlayış ve yardımlaşma ile çözülemeyecek problem değil.

Gitmeyi çok sevdiğim koylar

Bunlar tamamen kişisel tercih olacak ama başlıyorum.

Hamam Koyu

Hamam Koyu Göcek’te çok tatlı, sevimli, iskelesi olan bir koy. Yanaşması çok rahat. Denizi şahane, ve yüzerek Kleopatra Hamamı’na gitme imkanı var. Orada iyi korunmamış antik bir eser görüp Vay Be! diyorsunuz ama nasıl olmuş da hamam şu an deniz seviyesinin altında diye sorgulamıyorsunuz. Denizinden en çok keyif aldığımız koydu diyebilirim.

Ek olarak Hamam Koyu’ndaki eski restoran el değiştirmiş. Yerine açılan yer çok şanslı olduğu için gökten altın yağmış ve şu an mermer tuvaletleri olan ultra lüks bir yer. Her şeyin süper pahalı olmasının yanında su ve yanaşma için ücret almadılar. Restoranı kullanmayacağımızı söylememize karşın tesisin imkanlarından faydalandık. Bu sebeple favori listemin dışına çıkmadı. Ama gelin kadere bakın, dolaptaki yemeklerimiz bozulduğu için restoranın yemeklerini tatma imkanı bulduk. Oldukça lezzetliydi, ama buyurun menü. Bir arkadaşımızın önerisi üzerine cips almayı ciddi ciddi değerlendirdik. En azından taso çıkardı.

Ekincik Koyu

Yine bir restoran, ama bu sefer hem fiyatları daha makul hem de manzarası çok güzel. Birkaç gün doğada kaldıktan sonra Marmaris’e dönüşte uğrayıp yorgunluğu atmak için güzel bir yer. Yanaşması konforlu ama ücretli. Biz pazarlık edip fiyatını düşürdük. Çünkü elektrik ve su veriyorlar. Normal şartlarda indirim yapmıyorlarmış da, ne özelliğimiz olabilir ki yalnız bize indirim yapsınlar? Buraya Fethiye çıkışlı gezimizde gelmiştik. Ve yalnız Ekincik için gelmiştik. Pişman olduk çünkü sırf bu koy için tüm günümüz yolda geçti. Ancak yol üstü veya yakın bir yerdeyseniz tavsiye ederim.

Ekincik Koyu

Göbün – Kapı Creek

Medeniyet doğa dengesi ortalarda olan bu koyu çok sevme sebebim konumu. Hem çok rahat hem de başka yerlere gitmek için çok merkezi konumda. Yanaşması yine çok kolay, demir atıp kıçtan kara olmuştuk. Restoran kullanımı opsiyonel, bağlanma parası da yok.

Kapı Creek Göbün

 

Pruvanız neta rüzgarınız kolayına olsun!

Alıntı yapmanız durumunda haber verirseniz çok sevinirim.