Cem Kocabaşa

Ayvalık – Ayva’yla alakası yok

Yakın dostum Cenk’in Ayvalık’taki evinin bahçesinde ayva ağacı görünce bir aydınlanma yaşadım. Ayva-lık, her şey ortada değil mi? Değil. Vikipedi’ye göre “Ayvalık, Antik Çağ’da bir tür yabani ayva anlamına gelen Kidonia olarak anılıyordu. ” ve Ayvalık adı Kidonia’nın bozulmuş bir şekli olarak günümüze geldi.

Geçtiğimiz cuma akşamı saat 8 uçağıyla Ayvalık’a gittim. Hem antik bir şehir, hem doğal güzellikleri zengin hem de ben hafta sonu kaçamaklarını seviyorum. Hava durumuna bakanlardan kim kaldı bilmiyorum ama ben bakmamıştım. Büyük hata 🙂 Tüm hafta sonunu yağışlı gösteriyor. Nitekim cumartesi sabah Ayvalık merkeze gittiğimizde kısa bir yürüyüşün ardından Camlı Kahve’ye sığınmak zorunda kaldık. Hevesimiz kursağımızda kalacaktı ki televizyonda Ayvalık belgeseli çıkageldi. Sıcak karadut suyu içerek belgeseli izlemeye başladık.

IMG_20141025_103305

Hava açar açmaz 2 karadut suyu 3 çay için 3 lira 37 kuruş ödedik ve tekrar sokaklara çıktık. Önce Cenk’in babası için yapacağı ofisin arsasına baktık. Ayvalık’ta her şey satılık, herkes emlakçı, her şeyin fiyatı 200 bin lira. Alışmak, anlamak biraz vakit alıyor; ama anlayınca başka bir sistemin çalışamayacağı düşüncesi insanı sarıyor. Çünkü çok küçük bir nüfus için o kadar fazla ev ve inşaat var ki, %100 esnek ve serbest bir pazar olduğu için insanlar her şeyi beğendiği bir fiyata satmaya razı. İtiraf etmeliyim, Ayvalık gezimde biraz da emlak sektörüne olan ilgim itici güç oldu. Gördüğüm her ilanı arayıp fiyatını sordum neredeyse. Şehrin merkezi, eski rum evleri insanı o kadar büyülüyor ki her ev kısa süre içinde “Ulan param olsa” dedirtiyor insana.

Cenk Ayvalık’ta restorasyon yapıyor. Evlerinden birine gittik. Eski bir ev, aynı anda birden fazla kediye kiraya vermiş. Her adımda inşallah yıkılmaz diye diye evi gezdim. 1982 senesinden kalma teknoloji dergileri gözüme çarptı. Yaptıkları öngörüye göre “Devrim yaratıcı bir teknik sayesinde kısa bir süre sonra taşınabilir telefonlar, hatta cep telefonları edinebileceğiz.”

IMG_20141025_115137

Şehrin sokaklarına iyice alıştıktan sonra hava da yavaş yavaş açmaya başladı, biz de soluğu rüzgarlı tepelerde aldık. Cunda adasındaki Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı’nın manzarasını Şeytan Sofrası’ndaki manzarayla karşılaştırdık. Bol bol vay anasını dedik, manzara karşısında şebek şebek fotograf çektirmek isteyen apaçileri bastırdık. Tam bir dede cümlesi ama “Bizim memleketmiz çok güzel.”

Şeytan Softarası - Cunda<figcaption class="wp-caption-text">Şeytan Softarası – Cunda</figcaption></figure>

Alıntı yapmanız durumunda haber verirseniz çok sevinirim.